Kasım ayının sonlarına gelmiÅŸ olmamıza raÄŸmen hala yılbaşında ne yapacağımıza karar verememiÅŸtik. 2009 bizim için oldukça yorucu bir yıl olduÄŸundan kafamızı dinleyebileceÄŸimiz, sakin ve huzurlu bir tatildi gönlümüzden geçen. Bir akÅŸam eÅŸim ortaya Alaçatı fikrini attı. Aslında Alaçatı’ya gitmeyi yazın düşünüp vazgeçmiÅŸtik. Alaçatı için ön araÅŸtırmayı yapmıştım yani. Aklımda bir otel de olunca iki gün içinde uçak bileti ve kalacağımız yeri ayarlamıştık bile. Hani bazı tatillerin yeri baÅŸkadır ya iÅŸte bu tatil de bizim için öyleydi. Alaçatı ve İncirli Ev deyince huzur, dinginlik, muhteÅŸem kahvaltılar, güler yüzler, hoÅŸ sohbetler, güneÅŸli günler ve damla sakızlı herÅŸey gelecek aklıma…

Aralık ayının son haftası gittik Alaçatı’ya. İzmir’den bindiÄŸimiz otobüs bizi Belediye binasının önünde indirdi. İlk tepkimiz ufak bir ÅŸok ve aman Allahım biz nereye geldik oldu. Çünkü sokaklar tahmin ettiÄŸimizden daha da boÅŸtu. Bavullarımızı tekerleye tekerleye kalacağımız otel olan İncirli Ev’e vardık. Otel tam da tahmin ettiÄŸimiz gibiydi.  Güleryüzle karşılandık. Kocaman ve zevkle döşenmiÅŸ odamızda kendimizi evimizde kadar rahat hissedeceÄŸimizi hemen anladık. EÅŸyalarımızı bırakıp büyük bir heyecanla meydana indik. Sezon olmadığından bir de hafta içi olduÄŸundan sokaklar bomboÅŸ ve restauranların büyük kısmı kapalıydı (haftasonu daha fazla seçenek varmış meÄŸer). Biz nerede yemek yiyeceÄŸiz, eyvah diyerek panik halinde otele geri döndük. Alaçatı’da oteller sadece konaklama ve kahvaltı olarak çalışıyor. Yani öğle ve akÅŸam yemeklerini dışarıda yemek durumundasınız. Eee bizim için de yemek ne kadar önemli tahmin edersiniz :) Resepsiyondaki sevgili Hüseyin’e derdimizi anlatınca, o güleryüzüyle ve sakinliÄŸiyle bizi de sakinleÅŸtirdi. Yemek yiyebileceÄŸimiz yerleri anlattı. YükselmiÅŸ morallerle tekrar çıktık. Daha bir alıcı gözüyle baktık etrafımıza. Ve yine bomboÅŸ olan bir restauranta girip yemeklerimizi ısmarladık. Ve muhteÅŸem bir yemek yiyince keyfimiz tamamen  yerine geldi. İyi ki gelmiÅŸiz demeye baÅŸladık ve tatilimiz boyunca da Alaçatı’da olmaktan çok keyif aldık.

Ertesi sabah kalktığımızda mükemmel bir kahvaltı bizi bekliyordu. Ama gelin görün ki ben koskoca 8 gün boyunca bir gün olsun akıl edip de kahvaltıda makinemi yanıma almamışım. Oysa sevgili Hayriye’nin elinden çıkmış, minicik çiçeklerle süslenmiÅŸ omletlerin fotoÄŸrafını çekmeyi ne kadar isterdim. Hele İncirli Ev’ in babası Osman Bey’ in güneÅŸte kurutarak özel olarak hazırladığı birbirinden lezzetli onlarca çeÅŸit reçele ne demeliydi? Ne yapalım bir dahaki sefere diyelim :) Neyse ki kahvaltıdan sonra karnım doyup keyfim iyice yerine geldikten sonra bir kaç fotoÄŸraf çekmeyi akıl edebilmiÅŸim…

Alaçatı’nın her köşesi ayrı güzel…

Yılbaşında ise kardeÅŸim ve eÅŸinin de bize katılmasıyla iyice keyiflendik. Bize özel hazırlanmış sofrada keyifle lezzetli yemeklerimizi yerken, kırmızı ÅŸaraplarımızı yudumladık. Ana yemeÄŸin yanında sunulan İncirli Ev’in annesi Sabahat Hanım’ın hazırlamış olduÄŸu yeÅŸil domates ve elmalı chutney o kadar güzeldi ki ben kendimi kaybedip koskoca tabağın neredeyse hepsini tek başıma yedim. Sonunda midem yanmaya baÅŸlayınca içindeki sirke miktarının hiç de az olmadığını anladım. Ayrıca chutneyin et yemeklerinin yanında sos olarak yenilmesi gerektiÄŸini, ana yemek gibi sınırsızca yenilemeyeceÄŸini de tecrübeyle öğrenmiÅŸ oldum. Bunca güzel yemek sonunda eÅŸimin tavsiyesiyle koca bir kap yoÄŸurt yiyerek bir de maskara oldum :)  Neyse ki yoÄŸurt sayesinde midem kendine geldi de 2010′u keyifle bir ÅŸekilde karşıladık. Ayrıca Sabahat Hanım’a buradan tekrar teÅŸekkür etmek istiyorum. Bana gelirken koca bir kavanoz chutney hediye etti.  Bu sefer daha az yemeye çalışacağım ama baÅŸarır mıyım bilmiyorum çünkü harika bir lezzet :)

Sonuç olarak biz Alaçatı’yı ve İncirli Ev’i çok sevdik. Umarım bir gün tekrar gitme ÅŸansımız olur. Ama gidersek kesinlikle sezon dışı gideriz çünkü yılbaşı gecesi  o kadar kalabalıktı ki sokaklarda yürümekte zorlandık. Herkesin tatil anlayışı farklıdır. Bize göre tatil kafa dinleyip, yenilenebileceÄŸimiz bir fırsat. Bu yüzden tatillerimizi aksiyon yaÅŸamak yerine genelde sakin geçiriyoruz :)

2010′a saÄŸlıklı ve mutlu girdiÄŸimize çok seviniyorum. İnanıyorum ki yeni yıla nasıl girerseniz yılınız da öyle geçiyor. Yeni bir baÅŸlangıç yapabildiÄŸimiz için çok mutluyum. Bu yıl ne istiyorsak hepsine kavuÅŸalım, saÄŸlıklı, neÅŸeli, bol paralı, bol sporlu, bol yemekli, bol kahkahalı bir yıl olsun bu yıl …